KÜRESEL mali krizin getirdiği kasvet yüklü bulutlar yavaşça dağılırken
hasar tespit raporları için de kollar sıvandı. Ülkeler, şirketler,
ekonomistler krizden kimlerin kazançlı çıktığı sorusuna cevap arıyor.
Ekonomik krizlerden nefret ediyor olabiliriz ama beraberinde getirdiği
fırsatların yaygın bir çekiciliği olmadığını kim söyleyebilir? Çıkış
gerekçeleri farklı olsa da her ekonomik kriz kazananlar ve kaybedenler
hanelerine farklı farklı isimler yazar. Ülkeler, şirketler, yöneticiler
ve siyasetçiler... Kimse bundan kaçamaz.
Meseleye ülkeler açısından bakalım... 1930’lardaki büyük bunalımdan,
önce Amerika çıkmış, ekonomik modeliyle dünya ekonomisini de peşinden
sürükleyerek hegemonik ülke konumuna yükselmişti.
Ancak son ekonomik krizle birlikte geçmiş resesyonlardan farklı olarak
bu kez “Dünya ekonomisinin lokomotifi artık Amerika değil Çin”
diyenlerin sayısı arttı. Sizce hangisi kazanacak? Amerika mı Çin mi?..
Konuya bir de şirketler ve onları yöneten CEO’lar açısından bakın. Bu
krizin de diğerleri gibi kaybedenleri ve kazananları olacak. Peki,
Türkiye’de krizde en iyi performansı gösteren CEO sizce kimdir? Bu
sorunun cevabını bulabilmek amacıyla CEO’lar için bir performans
araştırması hazırlamaya karar verdik. Araştırmamızda bu kez
alışılagelenden farklı bir metot izledik...
KRİZİN YILDIZLARI DOĞUŞTAN CEO’LAR
Bu tip araştırmalarda en büyük sorun sektörel etki ve iş hacmiyle
ilgilidir. Bazı sektörler krizden diğerlerine göre daha az etkilenir ve
rakamlara bakarsanız bu sektörde görev yapan CEO’lar diğerlerine
kıyasla daha başarılı görünür. Diğer taraftan iş hacmi de yanıltıcı
olabilir. Küçük işletmeler için yüksek büyüme oranları yakalamak
holdinglere kıyasla her zaman daha kolaydır. Bunları göze alarak bir
CEO’nun performansını ancak çalıştığı şirketin önceki yıllardaki
performansı ile ölçebileceğimize karar verdik. Ama bu sefer de başka
bir sorun ortaya çıktı. Kıyaslamayı hangi dönemle yapacaktık? En
objektif sonuçlara şirketin 2004-2008 dönemini kapsayan beş yıllık
artış ortalamalarını, 2009 yılı ile kıyaslayarak ulaşabileceğimize
karar verdik.
Veri sağlama ve hesaplama işini bizim adımıza Finnet şirketi yaptı.
Hesaplamalar önümüze geldiğinde halka açık şirketleri yöneten 236 CEO
arasında yaptığımız araştırmamızın çok ilginç sonuçları olduğunu
gördük. İşte detaylar...
Krizde en iyi performans gösteren 100 CEO’nun 29’u aileden çıktı. Yani
şirketin hissedarı konumundaki ailelerle birinci derecede akrabalık
bağı var. Bu oran, aile şirketlerinin işlerini giderek profesyonellere
devrettiği bir ortamda normal gibi görünüyor olabilir. Fakat asıl ilgi
çekici olan, krizde en iyi performansı gösteren 25 şirketin 14’ünün
CEO’sunun aileden olması...
Krizlerde en kritik noktanın hızlı karar verebilmek olduğunu ve aile
şirketlerinin profesyonellerden kurulu yönetim kadrolarına kıyasla çok
daha seri hareket edebildiğini savunanlar haklı gibi görünüyor.
Danışmanlık şirketi Human Resources Management’ın Yönetici Ortağı Aylin
Coşkun Nazlıaka, aileden gelen CEO’ların daha hızlı karar
verebildiklerini ve bunun krizlerde kendilerine önemli bir avantaj
getirdiğinden bahsediyor. Nazlıaka ayrıca, aile şirketlerinde
bireylerin küçük yaşlardan itibaren mülkiyet sorumluluğu ile
yetiştirildiklerini, bu nedenle profesyonellere oranla işi daha fazla
sahiplenebildiklerini söylüyor. Nazlıaka buna ek olarak, “Aileden gelen
CEO’lar uzun dönemli stratejik bir bakış alışkanlığına sahiptir. Çünkü
kendilerinden sonra da şirketin başarılı bir şekilde faaliyetlerine
devam etmesi, çocuklarının geleceğini de etkileyecektir. Başarılı
yönetilen aile şirketlerinde giderek daha fonksiyonel hale gelen bir
yapılanma olduğunu gözlemliyoruz” diyor.
MÜHENDİSLERİN YÜKSELİŞİ
Türk iş dünyası uzun yıllar boyunca paradan para kazanmayı bilen,
finans kökenli hünerli CEO’ların mutlak iktidarına sahne oldu. Çünkü
yüksek enflasyon ve faizin getirdiği bol sıfırlı kârlara
ulaşabildiğiniz tam bir rant ekonomisi vardı. İşletme, iktisat ve
bankacılık mezunları MBA programlarına katılıp genç yaşlarda CEO
koltuğuna oturabiliyordu.
İhracatın Türk ekonomisindeki ağırlığı arttıkça üretim öne çıkmaya
başladı. Düşen enflasyon ve faizlerle birlikte hissedarların
CEO’larından beklentileri giderek üretimle ilgili konulara yoğunlaştı.
Artık CEO’lardan mümkün olduğu kadar üretimin içinde olması
bekleniyordu. Böyle olunca CEO katında finans kökenlileri tahtlarından
edebilecek kadar sert esen bir mühendislik rüzgarı başladı.
Mühendislik eğitimini MBA programlarıyla birleştiren bu yeni tip
CEO’lar, hem tipik mühendis pratikliğini hem de gelişmiş yönetim
taktiklerini sahada zorlanmadan uygulayabildiler. Araştırmamızın
sonuçlarına bakarak patronların mühendis CEO’lardaki ısrarının isabetli
bir karar olduğunu söylemek mümkün. Çünkü krizde en iyi performans
gösteren 100 CEO’nun 56’sı mühendislik kökenli.
CEO FABRİKASI ODTÜ
Bu 56 kişiyi mühendislik alanlarına göre kategorilere ayırdığımızda ise
çok daha ilginç bir sonuca ulaştık. Makine mühendisliği 21 kişi ile
birinci sıradaydı. İlginç olan endüstri mühendisliğinin 10 kişi ile
ikinci sırada yer almasıydı. Endüstri mühendisliği branşının
Türkiye’deki geçmişinin nispeten kısa olduğu düşünüldüğünde bu kadar
mühendisin hangi arada okulunu bitirip MBA yapıp başarılı birer CEO
olabildiği ayrı bir araştırma konusu....
Krizin en başarılı 100 CEO’sunu eğitim aldığı üniversitelere göre
kategorilere ayırdığımızda ise ilk sırada 14 CEO ile ODTÜ yer aldı.
Listeye Boğaziçi ve Ankara üniversiteleri 11’er, İstanbul Üniversitesi
9, İTÜ ise 8 CEO soktu.
ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?
Araştırma çerçevesinde finans hariç diğer tüm sektörlerde faaliyet gösteren halka açık şirketlerin 2004-2009 yıllarını kapsayan altı yıllık bilançoları tek tek incelendi. CEO'ların performansını belirlemek için 7 temel parametre seçildi. Bu parametrelerdeki 2009 yılı artışları önceki 5 yıldaki (2004-2008) artışlarının ortalamasıyla kıyaslandı. Söz konusu parametreler, CEO'ların yönettikleri şirketlerin cirosundaki, karındaki, nakit varlığındaki artışlar ile özkaynak, satış ve istihdam verimliliğindeki yükselişlere ek olarak borç yapısındaki iyileşmeler şeklinde belirlendi. Tabii ki bu arametrelerin hepsi eşit önemde değildi. Ciro parametresi, toplam başarı endeksinin yüzde 25'ini, karlılık 20'sini, nakit varklıklar yüzde 15'ini oluşturdu. Geriya kalan parametrelerin her birinin toplam içindeki ağırlığı ise yüzde 10 oldu.
KARNEDE HANGİ PARAMETRE NEYİ GÖSTERİYOR?
Ciro: Şirketin 2009 yılındaki ciro artış oranının kıyaslanmasıyla elde
edildi. Şirketin büyüme hızını temsil ediyor.
Ağırlığı : Yüzde 25
Karlılık: Şirketin 2009 yılındaki kar artışının önceki beş yılda
gerçekleştirdiği yıllık ortalama kar artışı oranıyla kıyaslanmasıyla
elde edildi. Şirketin karlılığını gösteriyor.
Ağırlığı: Yüzde 20
Nakit varlıklar: Şirketin 2009 yılındaki kısa vadeli borçlarının nakit
varlıklarına oranını önceki beş yıldaki performansı ile kıyaslanarak
elde edildi. Şirketin kısa vadede nakit sıkışıklığı var mı sorusuna
cevap veriyor.
Ağırlığı : Yüzde 15
Özkaynak verimliliği: Şirketin 2009 yılındaki özkaynak büyüklüğünün
net kara olan oranının önceki beş yıldaki performansı ile kıyaslanarak
elde edildi. Şirketin ne kadar sermaye ile ne kadar para
kazanabildiğini gösterir.
Ağırlığı: Yüzde 10
Satış Verimliliği: Şirketin 2009 yılındaki satış bedelinin satış
maliyetine oranının önceki beş yıldaki performansı ile kıyaslanarak
elde edildi. Şirketin satış operasyonunun başarısını simgeler.
Ağırlığı
: Yüzde 10
Borç yapısı: Şirketin 2009 yılındaki kısa vadeli borçlarının uzun
vadeli borçlarına olan oranının önceki beş yıldaki performansı ile
kıyaslanarak elde edildi. Şirketin borçlarının uzun vadede yayılması
sağlıklı borçlandığını işaret eder.
Ağırlığı: Yüzde 10
İstihdam verimliliği: Şirketin 2009 yılındaki istihdamının net satış
verisine oranı, önceki beş yıldaki performansı ile kıyaslanarak elde
edildi. Şirketin istihdam politikasının başarısını simgeler.
Ağırlığı:
Yüzde 10
HANGİ PARAMETREDE HANGİ CEO İLK 10'A GİRDİ?KRİZİN EN BAŞARILI 100 CEO'SU